1 Şubat 2013 Cuma

“Çok Kısa Öykü” için Çokça Uzun Tartışmalar




“Çok kısa öykü” edebiyat dünyasını meşgul eden, sıkça yazılan, yazılmış örnekleri hakkında konuşulan bir tür haline geldi artık. Edebiyatın en yeni türlerinden biri olan “çok kısa öykü”, tüm edebiyat tür ve akımları gibi bir ihtiyaç, başka bir alanda meydana gelen gelişmeler neticesinde ortaya çıktı hiç şüphesiz. Araştırmacılar 60’larda bu türe ait metinler bulunduğunu söylese de “çok kısa öykü”nün 80’ler ve daha ziyade 90’larda müstakil bir tür haline geldiği fikri genel kabul görmektedir. Ne var ki bu türün isimlendirilmesi konusunda Türkçenin bir azizliği olduğu da muhakkak.

İngilizce “very short story” teriminden birebir çeviri ile Türkçeye “çok kısa öykü” diye aktarılan bu türün isimlendirilmesindeki sorun aslında bizim “öykü” terimimizden kaynaklanıyor. Bizim öykü dediğimiz edebî tür İngilizcede “short story” olarak isimlendiriliyor. “Story” kelimesi  “birbirine bağlı olaylar zinciri”, “öykü” anlamına gelse de edebî bir tür olarak öykü karşılığında “short story” demeleri yeni türü isimlendirmemiz konusunda bir karışıklık yaratıyor.

Sadece Türkçeyi temel alırsak; öyküden sonra ortaya çıkan ve “öykü” dediğimiz türdeki metinlerden bazı özellikleri ile farklılaşan, en önemli farkı ise “kısalığı” olan bu yeni türe “kısa öykü” denilmesi yolunda bir sakınca yokmuş gibi görünüyor. Ama maalesef “kısa öykü” aslında bizim “öykü” dediğimiz türün İngilizcedeki karşılığı olduğundan bu ayrıntıyı gözden kaçırarak yapılacak olan bir isimlendirme araştırmacılar, okurlar ve yazarlar için sadece karışıklığa sebep olacaktır.

“Çok kısa öykü”nün ne olduğu, ne kadar kısa olması gerektiği, başka ne tür özelliklere sahip olduğu gibi meseleler bu yazının konusunun dışında. Günümüzde türler arasında kesin çizgiler olmamasına rağmen anlaşabilmek için ortak isimlere ihtiyacımız olduğu gerçeği de herkesçe malum. Hal böyleyken ülkemizde bu türe “küçürek öykü, minimalist öykü, kısa kısa öykü, kıpkısa öykü” gibi birbirinden farklı isim önerileri bulunması bir uzlaşma olmadığını gösteriyor. Bu yazıda bir makalesinden faydalandığım Fahri Öz’ün bu türe has öyküleri derlediği kitabının ismi Çok Kısa Öyküler Antolojisi, Hayat Kısa Proust Uzun. Bu türün Türkçedeki ilk temsilcilerinden biri olarak bahsedilen Ferit Edgü de İşte deniz, Maria’daki öyküleri “minimal öyküler” olarak tanımlıyor. Türkçeye, Ferit Edgü’nün kazandırdığını söyleyebileceğimiz bu tabirin ve birebir çeviri olan “çok kısa öykü”nün şu anda en çok kullanılan iki isim olduğunu söyleyebiliriz.

Fahri Öz’ün makalesinde belirttiği gibi diğer dillerde de “Mini öykü, flaş öykü, çabuk öykü, ani öykü, minimal öykü, kartpostal öyküsü, kısa kısa öykü, mikro öykü” gibi isimlerle anılan bu türün en yaratıcı isimlendirmeleri Çincede: minik öykü, cep öyküsü, bir dakikalık öykü, avuç içi öykü, bir sigara içimlik öykü.

İngilizce ve Türkçedeki “shorty story”/“öykü” kavramlarının birbirlerinin yerine kullanılması sebebi ile ortaya çıkan karışıklığın bu “kavram bolluğu” ile çözülemeyeceği ortada.  Hiçbir tür için bu kadar çok isim kullanılmazken modern zamanlara ait bir türün, yine modern zamanların hastalığından nasibini alarak “kalabalıklaştırılması” belki de bu türün ve genel olarak türlerin, zaman ve şartlarla nasıl sıkı bir ilişkiye sahip olduğunu gösterir nitelikte. “Kısacık” öykülerin çok kısa olması planlanan bu yazıda bile uzunca anlatılması ise yine türün özelliklerden biri olan ironinin cilvesi.




Kaynakça:
Öz, Fahri. “Yeni Bir Tür Olarak Çok Kısa Öykü.”
Tosun, Necip. “Aforizmanın Hikâyesi: Kısa Kısa Öykü.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme